Röportajlar kitabını indir

Röportajlar
Bekir Yıldız’la tanıştığımda lise ikinci sınıf öğrencisiydim. Edebiyat dersi dönem ödevi olarak onunla söyleşi yapmıştım. Cağaloğlu’nun arka sokaklarında küçük bir matbaa işletiyordu: Asya Matbaası… Bir saati aşan konuşma boyunca sigarasını hiç söndürmediğini anımsıyorum. Sık sık da sesinin öfke tonunda yükseldiğini. Birileriyle kavga ediyor, birilerine laf anlatmaya çalışıyor gibiydi. Söyleşiyi ben yapıyordum ama sanki kürsüdeymiş, karşısında kalabalıklar varmış gibi konuşuyordu.

Geliştirdiği “Hikaye-röportaj” tekniğini şöyle açıklamış o söyleşide: “İnsanlığımızın yaşantısı küçük dilimlere bölünmüştür. Bu insana bazı şeyleri çok yoğun anlatmalıyız. Çok öz ve hızlı anlatacaksın. Çünkü toplumumuz çok hızlı değişen bir toplum. Bu, giden bir trenin ardından unutulan bir şeyi koşup verme gibi. Okuryazar oranımızı belli, az okuyor. Öte yanda anlatılacak şeyler çok ve zaman geçiriyor.

Hikaye-röportaja yönelişim işte buna bağlı. Kuru gazeteci röportajı dışında yaratıcılığı da içine alan bir tür. Analatacağımız, teknolojik aşamaları okuyucuya vermek bir yerde de anlatım kalıplarını zorlamaktadır. Bazı konuları hikaye sınırlarına alamıyoruz. Hikaye sınırlarını kırmak için bu türü yeğledim. Ya da Türk edebiyatına kazandırmaya çalışıyorum.”

Yıldız’ın bütün yazdıklarının anahtarı galiba bu sözler.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir